İş ve Ekonomi

Ne oldu da gençler kahveyi fabrikalarda içmeye başladı? Espressolab Roastery-Merter ve Kahve Dünyası Fabrika

Yerli kahve zincirlerinin yeni jenerasyon gençlerle kurduğu güçlü bağa şahitlik ediyoruz son yıllarda. Starbucks gençliğine karşın güçlü ve biraz da protest bir gençlik, kendi markalarını yüceltiyor. Hem de şık AVM dükkanlarında ya da ünlü cadde üstlerinde değil, eski fabrikalardan bozma gizemli binalarda.

İstanbul’da tekstilin merkezi Merter’den Esenlere giden yolda, Tozkoparan’da Türkiye’nin ilk karton fabrikasının olduğu yer artık gençlerin buluşma noktası. Kimin aklına gelirdi burada bir kahve mabedi kurmak bilemiyorum ama çılgınca bir fikir olduğu kesin. Espressolab Merter Roastery Eylül 2022’de açıldı. Devasa bir alan ve günün her saati tıklım tıklım dolu. Gençleri buraya getiren şey nedir bilemiyorum zira gelmesi çok kolay bir yer değil. Ama sanki gizli bir anlaşma gibi, gençler sözleşmiş gibi buradalar. Orta alanda bir yükselti var, zaman zaman müzik grupları oraya çıkıyor ve alan konser alanına dönüyor. 

Espressolab Emirgan Sütiş’lerin sahibi Kocadağ’ların. Kendisiyle tanışmadım ama Esat Kocadağ’ın farklı bir “kafada” bir adam olduğunu tahmin ediyordum, Espressolab da bunun ispatı oldu. Bizim Desnet’te de müşterimiz olan Espressolab’a hem iş, hem keyif için gidiyorum. Ben ki kendine hala genç diyen ve bunu da gençlerle çok yakın temasta olmaya borçlu birisi olarak oradaki gençlerin motivasyonunu çözebilmiş değilim.

“Gençler özgürlük istiyor, rahatlık istiyor”la açıklanamaz bu durum. Bence biraz da işin içinde ticari emperyalizme, aynılaşmaya, her caddede var olan bu kültüre protest bir duruş da var.

Çok sadık bir kitlesi var Espressolab’ın ve bu kitlede “Benim keşfim” hissi var. Yeni bir marka ve gençlere ustaca “Burayı ilk ben keşfettim” duygusunu veriyor. Belki de doğal yoldan oluştu bu duygu, bilemiyorum.

Hani yeni bir komedyen ya da şarkıcı çıkar, henüz birkaç bin takipçisi varken keşfedersiniz ve “Bu çocuk tutacak” dersiniz de tutunca farklı bir gururlanırsınız kendi kendinize. Biraz öyle bu yeni mekanlar. 

Ben Espressolab’ın fabrikasını biliyordum, meğer Espressolab bu sanayinin orta yerinde fabrikadan kahve mekanı yaratma konusunda yalnız değilmiş. 

Kahve Dünyası da meşhur Veliefendi Hipodromu’nun karşısında, sahilyoluna bağlanırken sağda adı da tam KAHVE DÜNYASI FABRİKA olan bir mekan açmış. Yine sanayinin orta yerinde. Yine karmaşayla iç içe bir kaçış mekanı. Mekanın içinde Kahve Dünyası’nın fabrikasına açılan kapılar ve pencereler var. Yine Espressolab’la benzer kafalar. Kahve Dünyası’nın da çikolata parçacıklı kurabiyesini oğlum çok sevdiği için müdavimiyiz. Espressolab’a göre daha geleneksel ve müşteri yaş ortalaması daha yüksek. Bir de sadakat app uygulamasını çok beğeniyorum Kahve Dünyası’nın. Başarılı bir mobil aplikasyonla müşteriyle iletişimi iyi yönetiyorlar. Bu Kahve Dünyası Fabrika’lardan bir tane de Kemerburgaz’da varmış.

Kahve yatırımcısı olsanız buralarda mekan açar mısınız sorusunun “Kesinlikle hayır” cevabı alacağı ama şu anda oturulacak yer bulunamayan mekanlar. Demek ki artık klişe kurallarla karar vermemek gerekiyor. 

Ezberleri bozacak, kitleyi çok iyi tanıyarak yapılacak hamleler ses getiriyor. 

Yani demem o ki aykırı bir düşünceyle, hiç olmayacak bir yere gidip “Ben burada hizmet vereceğim” deseniz, bu aykırı fikrinizi çok çekici bulacak bir kitleniz oluşabilir. 

Bu mekan kimi zaman zar zor gidilen, kimi zaman toplu taşımanın gitmediği, kimi zaman araç park yeri bulunmayan ya da çok zor park edilen yerler olabiliyor. 

Yeni jenerasyon biraz da şöyle diyor. “Sen iyi ol, özgün ol, farklı ol, ben gelip seni bulurum, yalnız da bırakmam” 

Farklı bir ilişki bu gençlerle markalar arasında. Farklı “kafalar”. Bu kafaları çözebilen işletmeciler büyür. 

Dileğim bu yerli kahve zincirlerinin büyütüp global markalara satılması değil, dileğim bu markaların dünyanın her yerine dükkanlar açması. 

Biraz da onlar bizim kahvemizi içsinler.

Biz o işte eskiyiz hem. 

Severler.